Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan

Bütün İslam aleminin ramazan ayı mübarek  ve hayırlara vesile olsun dileği ile başlayalım.  İşte içinde bulunduğumuz bu ay  gelmesi ile farklı bir sevinç yaşarız farklı bir huzur olur kalbimizde… Ve minarelere mahyalar asılır “Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan” diye… Her gelene hoş geldin denilir  fakat her gelen hoş gelmez ama ramazan ayı pek bir hoş gelir. Ramazan ayı bereketle huzurla af ve mağfiret ile gelir…

Rabbimizin bize olan şefkatinin en çok tezahür ettiği aydır ramazan ayı. İşte o şefkati anlatan bir hadisi şerifi Hz Ömer r.a. rivayet ediyor.  “Bir savaş sonrasıydı. Esirler arasında çocuğundan ayrı düşmüş bir kadın da vardı. Kadıncağız çocuğuna olan özlemini gidermek için gördüğü her çocuğu kucaklıyor, bağrına basıyor ve emziriyordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem çevresindekilere:

– “Bu kadının kendi çocuğunu ateşe atacağına ihtimal veriyor musunuz?” diye sordu.

– “Asla, atmaz” dediler. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem,

– ”İşte Allahu Teâlâ kullarına bu kadının yavrusuna olan şefkatinden daha merhametlidir.” buyurdu. (Buhari, Edeb 19, Müslim, Tevbe 22.)

Annelerimizin şefkatini biliriz. Hatta hayvanlarda dahi anneliğin şefkatini görürüz ki bir tavuk yavrusunu korumak için köpeklere saldırıp canını ortaya koyar. annenin yavrsuna olan şefkati ne kadar büyükse Allahın kullarına olan şefkati ondan daha da büyüktür. İşte bu şefkatin tezahürü olan ramazan ayında  şeytanlar zincire vurulur, cehennem kapıları kapatılır, cennet kapıları sonuna kadar açılır. Normal zamanda bir olan ibadet sevabı  bu ayda binlere hatta mübarek gecelerde yüz binlere milyonlara çıkar. Özellikle oruç ibadetinin sevabının sınırı, sayısı yoktur. Bir hadisi kutside cenabı hak: “ademoğlunun her iyi ameline karşılık on katından yedi yüz katına kadar sevap yazarım. Ancak oruç hariç, onun ecri bana aittir.” buyurmaktadır. (Buhari, Savm)   İnsan sevabını Allahtan umarak orucunu ihlaslı bir şekilde tutarsa; yalnız oruç tutmak aç kalmak demek değildir aynı zamanda eline diline beline sahip olmaktır ki bir kişi bunu yaparsa affedileceğini Peygamber efendimiz şöyle müjdeliyor:  “Müslüman yalan söylemeden ve gıybet yapmadan oruç tutar; iftarını helal rızıkla yapar ;farzları gözetip, karanlıkta yatsı ve sabah namazına (camilere) giderse, yılanın derisini değiştirip çıkardığı gibi,günahlarından kurtulup çıkar.”(Et-Tergib Ve’t-Terhib,2442) 

Allah’ın şefkati, rahmeti bu ay bizi böyle kuşatmış iken, bizi cehennem çukurlarına atan, gayya kuyularına düşüren günahlarımızdan kurtulmak için Allah’ın şefkatine sığınıp günahlarımızdan tövbe etmenin tam zamanı…  Cennet kapıları sonuna kadar açılmışken cennete girmenin tam zamanı… Ve en önemlisi Rabbimiz oruç benim içindir diye müjdelemişken orucumuzu tutup bizi yoktan var eden ve bizi taş, ağaç, hayvan olarak değil de eşrefi mahlûkat olarak dünyaya gönderen Rabbimizin rızasını kazanmanın tam zamanı…

Allah orucunu tam manasıyla tutup rızasını kazananlardan eylesin.  Amin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir